ANNELER NE SÖYLER KIZLARI NE ANLAR?

ANNELER NE SÖYLER, KIZLARI NE ANLAR?

Georgetown Üniversitesi’nden dilbilimci Deborah Tannen, hemen hemen her anne-kız ilişkisinde yaşanan çatışmaları konuşmalar üzerinden analiz etti ve ortaya hem anneleri, hem de kızlarını zor ikna edecek bir sonuç çıktı.

Buna göre anne-kız arasındaki temel gerilimin nedeni şöyle: Anneler kızlarını korumak için tavsiyelerde bulunur, bu tavsiyelerin kızlarının hayatını kolaylaştıracağına inanır. Kızlar ise anneleri tarafından onaylanmayı beklerken bu tavsiyeleri kendilerinin mükemmel olmadığının bir kanıtı ya da eleştiri olarak algılar.

Çok yakın olmak ‘dert’ üretiyor

Dilbilimci Tannen’in ‘Bunu mu Giydin?: Anne ve Kız Muhabbetlerini Anlamak’ kitabı, annelerle kızları arasındaki konuşmaların alt metinlerini inceleyerek hemen her medeniyette ‘çetrefil’  anne-kız ilişkilerindeki sorunun kaynağını bulmaya çalışıyor.

Saatler süren ‘anne kız muhabbeti’ni inceleyen Tannen’ın incelediği ikililer için ilk tespiti, ‘fazla yakınlığın’ bu sorunlara sebep olduğu yönünde. Tannen, basit olayların vahim yanlış anlaşılmalara ve kavgalara neden sebep olduğunu, “Çok yakın olduğunuzdan dolayı diğerinin sinirini bozma ihtimaliniz daha yüksek” diye açıklıyor.

Anne tavsiyesi kusurlu olmak anlamına gelmiyor

Tannen’a göre birbirine yakın olmanın çelişkili biçimde birtakım bedelleri var.

Tannen, bu durumu ‘kızlar’ın gözünden şöyle açıklıyor: “Karşınızda sizi mükemmel olarak görmesini en fazla istediğiniz kişi var. Çünkü onun böyle düşünmesi sizin için çok şey ifade ediyor. Eğer yanlış şeyler yaptığınızı düşünüyorsa o zaman siz kaçınılmaz olarak kusurlu olmalısınız. Hepimiz altan alta en fazla ciddi biçimde kusurlu olmaktan korkarız.”

Annelerin kızlarını koruma isteğne karşılık kızlarının tasdik beklentisi gibi karşıt arzular, bir süre sonra kızların savunmacı bir hal alıp ‘Beni rahat bırak’ noktasına gelmesine, annelerin de ‘Kızıma üzülmesin diye hiçbir şey söyleyemiyorum’ diye hayıflanmasına sebep oluyor.

‘Annem en yakın arkadaşım’

Tannen’ın görüştüğü anne-kızlar arasında dikkatini çeken bir başka nokta ise geçmiş kuşaklardan farklı olarak anne-kızların birçoğunun birbirlerini ‘en iyi arkadaş’ olarak görmesi.

Kadınların ‘en iyi arkadaş’ dedikleri zaman tamamen özel bir şeyi kastettiğini vurgulayan Tannen, “Hayatınızın en küçük ayrıntılarına kadar ilgilenen biridir o. Bunu yakınlığın bir işareti olarak kabul ederiz ve buna değer veririz.”

Ancak ‘en iyi arkadaş’ konumu da diyaloglar arasında anne-kızların farklı karakterlere bürünerek tartışmaların doğmasına yol açabiliyor.

Tannen, bu durumu bir örnekle açıklıyor: Bir kız, ‘arkadaş’ üslubuyla başladığı konuşmasında ne kadar yorgun olduğundan bahseder. Anne de aynı üslupta önce ona ‘duygudaş’ olarak yaklaşsa da bir süre sonra ‘anne modu’na bürünür ve ‘Uykunu iyi almıyor musun? diye soru yağmuruna tutar; hatta kendisine daha iyi bakması için söylenmeye başlar. Kız, en sonunda annesine yorgun olduğunu söylediği için pişman hale gelir.

Saç, kıyafet ve kilo

Tannen’ın iddialarından bir diğeri de anne-kızlar arasında en çok konuşulan konuların başında saç, kilo ve kıyafetin gelmesi. Bu ‘üç büyük’ hakkında geçen tartışmalar ise farklı noktalardan kaynaklanıyor.

Tannen’ın ilk argümanı, kadınların dış görünüşlerindeki alternatiflerin erkeklere kıyasla çok daha fazla olması. Bu da annelerin tavsiyelerinin ‘sınırlarını’ biraz genişletebiliyor.

“Hangi sıklıkla bir kadına bakıp ‘Eğer şöyle olsaydı daha iyi görünürdü’ diye düşünorsunuz. Uzun, kısa, kıvırcık, düz, arkaya yatırılmış, boyalı, boyasız… Sonsuza kadar sayabilirsiniz” diyen Tannen, kızlarını daha iyi görmek isteyen annelerin de aynı sebeple kızlarının dış görünüşleri hakkında çok fazla yorumda bulunduğunu düşünüyor.

Ancak ‘Saçına biraz ışıltı versen daha iyi olur sanki’ diyen bir anneyi kızı ‘Annem saçımın çirkin olduğunu düşünüyor’ diye algılayabiliyor.

Anneler kusurlarını kızlarında düzeltmek istiyor

Öte yandan annelerin kızlarına tavsiyelerindeki bir diğer nedeni de kendilerinde beğenmedikleri şeyleri kızlarında düzeltmeye çalışmaları olarak tanımlıyor Tannen: ‘Kendi mat kahverengi saçlarından hoşlanmayan bir anne, kızından saçlarına ışıltı vermesini isteyebilir.”

Peki, bu ‘çetrefil’ ilişkideki kavgaları azaltmanın yolu ne? Tannen, bu noktada topu her iki tarafa da atıyor ve anne kızların daha dikkatli konuşmayı öğrenmesi gerektiğini söylüyor.

Tannen, kızların annelerinin tavsiyelerine verdikleri tepkileri değiştirmeleri, annelerinse kızlarının bakış açısıyla düşünebilmeleri gerektiğini kaydediyor.

 

www.diken.com (alıntı)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir